Sosyal Medya

Oligodendrogliom Yazıları

Oligodendrogliom Hastalığı

Oligodendrogliomalar tipik olarak frontal ve temporal lob içinde yerleşim gösterirler ve DSÖ 2007 santral sinir sistemi tümörlerinin histolojik sınıflandırmasına göre Grade 2 klasik veya Grade 3 anaplastik gruptaki tümörlerdir.

Tümörler ve Teşhis

Oligodendrogliomalar diffüz infiltratif gliomalar grubundan olup, astrositom gliablastomdan sonra en sık görülen primer parankimal beyin tümör grubunu oluştururlar.

Erken Tanı ve Radyoloji

ODG tümörlerin erken tanısında, tedaviye verdikleri cevabın ve progresyonun izlenmesinde görüntüleme yöntemleri kilit rol oynamaktadır. BT görüntülemede ODGT‟ler, izodens veya hipodens görünümlü, sınırları net seçilemeyen lezyonlar olarak görünürler.

Genetik Değişiklikler

Astrositik tümörlerde bu kromozomal kollarda daha çok parsiyel tutulum mevcuttur. Elimizdeki mevcut bilgiler kombine kayıbın bu tümörlerin patogenezinin erken evresini temsil ettiğini bildirmektedir.

Prognoz Rekürrens ve Malign Dejenerasyo

İlk cerrahi rezeksiyonu takiben ODG‟lerin progresyon göstereceği ve anaplastik forma dönüşeceği beklenmektedir. Total veya gross total rezeksiyon anaplastik formasyon riskini azaltabilir.

Tümör Materyali ve Histopatoloji

Her bir hasta için parafine gömülü hemotoksilen eozin boyalı bloklar seçildi. Bu seçim en yüksek gradeli kesit ve her tümörün predominant prezentasyonunu içeren tümör içeriği baz alınarak yapıldı.

Bulgular

Çalışmamıza 15 olgu dahil edildi. Bunlardan 4 tanesi kadın (% 26,6), 11 tanesi erkek hastalardan oluşmaktaydı (% 73,4).

Tartışma Sonuçlar ve Öneriler

Tedavi ve Ameliyat

ODG‟yi de içine alan düşük gradeli glial tümörlerin tedavisi cerrahi, radyoterapi ve kemoterapiden oluşmaktadır. Bu inkürabıl tümörlerin yönetimi ise hala tartışmalıdır. 

Radyoterapi ve Yan Etkileri

Radyoterapi Oligodendrogliom tümörlerin tedavisinde çok önemli bir parçadır. Radyoterapi‟nin zamanlaması ve dozu tartışmalı konular arasındadır. 

Kemoterapi Tedavisi

Oligodendrogliom‟ye sahip erişkin hastalarda Kemoterapi‟ye cevap %10-60 arasındadır. Hastalığın progresyon göstermemesi, nöbet kontrolü, azalmış kortikosteroid ihtiyacı ve yaşam kalitesinin korunması