Sosyal Medya

Bulgular

Bulgular

Çalışmamıza 15 olgu dahil edildi. Bunlardan 4 tanesi kadın (% 26,6), 11 tanesi erkek hastalardan oluşmaktaydı (% 73,4).

Demografik Özellikler

Çalışmamıza 15 olgu dahil edildi. Bunlardan 4 tanesi kadın (% 26,6), 11 tanesi erkek hastalardan oluşmaktaydı (% 73,4). Cinsiyet ile tanı anındaki yaş ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olup olmadığını belirlemek için Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Sonuç olarak cinsiyet ile tanı anındaki yaş ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.

Nüks

Fisher‟s Exact Chi-Square Test istatistiğinin değeri p=0.516>0.05 olduğu için cinsiyet ile hastalığın tekrar nüksetmesi arasında önemli bir fark olmadığı belirlenmiştir.

Grupların tanı anındaki yaşlar ile toplam ve progresyonsuz takip süreleri açısından karşılaştırılması için gruptaki birey sayısının az olmasından dolayı parametrik testler yerine non-parametrik testlerden Kuruskal-Wallis H Testi uygulanmıştır. Test sonucunda, her üç değişken açısından (tanı anındaki yaşlar, toplam takip süresi ve progresyonsuz takip süresi) gruplar arasındaki farkın önemli olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Kodelesyona sahip olguların daha uzun progresyonsuz ve toplam sağkalım sürelerine sahip olduğu, ancak bunun diğer gruplarla karşılaştırıldığında istatistiksel olarak aralarında anlamlı bir fark olmadığı anlaşıldı.

Bayanlarda tanı anındaki yaş ile toplam takip süresi arasında Pearson Correlation katsayısı(r) 0.031 dir. Yani tanı anındaki yaş ile toplam takip süresi arasında %3 lük çok zayıf bir ilişki var ve bu ilişki pozitif yönlüdür. Yani tanı anındaki yaş arttıkça toplam takip süresi de artar ya da tanı anındaki yaş azaldıkça toplam takip süresi de azalır. Fakat bu ilişki önemli bulunmamıştır ( Tablo 8. p=0.969>0.05). Aynı şekilde bayanlarda tanı anındaki yaş ile progresyonsuz takip süresi arasında Pearson Correlation katsayısı(r) 0.031 dir. Yani tanı anındaki yaş ile toplam takip süresi arasında %3 lük çok zayıf bir ilişki var ve bu ilişki pozitif yönlüdür. Yani tanı anındaki yaş arttıkça progresyonsuz takip süresi de artar ya da tanı anındaki yaş azaldıkça progresyonsuz takip süresi de azalır. Fakat bu ilişki önemli bulunmamıştır.

Erkeklerde tanı anındaki yaş ile toplam takip süresi arasında Pearson Correlation katsayısı(r) -0.213 dir. Yani tanı anındaki yaş ile toplam takip süresi arasında %21‟lik çok zayıf bir ilişki vardır ve bu ilişki negatif yönlüdür. Yani tanı anındaki yaş arttıkça toplam takip süresi azalır ya da tanı anındaki yaş azaldıkça toplam takip süresi artar. Fakat bu ilişki önemli bulunmamıştır. Aynı şekilde erkeklerde tanı anındaki yaş ile progresyonsuz takip süresi arasında Pearson Correlation katsayısı(r) -0.093 dir. Yani tanı anındaki yaş ile toplam takip süresi arasında % 9‟luk çok zayıf bir ilişki vardır ve bu ilişki negatif yönlüdür. Yani tanı anındaki yaş arttıkça progresyonsuz takip süresi azalır ya da tanı anındaki yaş azaldıkça progresyonsuz takip süresi artar. Fakat bu ilişki önemli bulunmamıştır.

Genel olarak ele aldığımızda tanı anındaki yaş ile toplam takip süresi arasında Pearson Correlation katsayısı(r) -0.236 dir. Yani tanı anındaki yaş ile toplam takip süresi arasında %23 lük çok zayıf bir ilişki vardır ve bu ilişki negatif yönlüdür. Yani tanı anındaki yaş arttıkça toplam takip süresi azalır ya da tanı anındaki yaş azaldıkça toplam takip süresi artar. Fakat bu ilişki önemli bulunmamıştır.

Aynı şekilde tanı anındaki yaş ile progresyonsuz takip süresi arasında Pearson Correlation katsayısı(r) -0.101 dir. Yani tanı anındaki yaş ile toplam takip süresi arasında %10 luk çok zayıf bir ilişki vardır ve bu ilişki negatif yönlüdür. Yani tanı anındaki yaş arttıkça progresyonsuz takip süresi azalır ya da tanı anındaki yaş azaldıkça progresyonsuz takip süresi artar. Fakat bu ilişki önemli bulunmamıştır