Sosyal Medya

Tartışma Sonuçlar ve Öneriler

Tartışma Sonuçlar ve Öneriler

Gliablastom ve anaplastik astrositomun ardından en sık görülen üçüncü gliom grubunu oluşturan10 ODG‟ler, DSÖ‟nün en son 2007 yılında güncellenen SSS tümörlerinin histolojik sınıflamasına göre, Grade 2 klasik ve Grade 3 anaplastik olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Primer SSS tümörleri içerisinde ODG tümörler, KT‟ye verdikleri %10-60 cevap oranıyla en kemosensitiv tümör gruplarından bir tanesidir.

Yapılan moleküler genetik çalışmalar neticesinde ODG‟lerde en sık rastlanılan moleküler genetik değişiklikler 1p ve 19q delesyonlarıdır. 19q delesyonu ODG‟ lerde % 50-8024-78, 1p delesyonu ise % 40-92, 95-112 arasında görülür.

Özellikle rekürren anaplastik ODG‟lerin büyük çoğunluğunun KT‟ye çok iyi cevap verdiğinin yapılan çalışmalarda gözlenmesinin ardından, Cairncross ve arkadaşlarının 1998 yılında yaptıkları bir çalışmada, 1.kromozomlarının kısa kolunda kayıp tespit edilen ODG‟li olguların PCV kemoterapisine daha iyi cevap verdikleri gösterildi. Bu çalışmadan sonra, 1p ve 19q da kombine delesyona sahip hastaların daha uzun toplam ve progresyonsuz sağ kalıma sahip olduğu ve PCV kemoterapisine daha iyi cevap verdiği, son 15 yıldan daha uzun süredir yapılan birçok çalışmada gösterilmiştir.

Ino Y ve arkadaşlarının 2001 yılında yaptıkları bir çalışmada, kombine delesyona sahip olan olguların ortalama yaşam sürelerinin 123 ay olduğu, delesyonu olmayan grupta ise ortalama yaşam süresinin 16 ay olduğu bildirilmiştir. Buckner ve arkadaşları 2005 yılında yaptıkları bir çalışmada, ODG ve OA‟larda 1p ve 19q delesyonlarının diagnostik ve prognostik etkilerini araştırmışlardır. Ortalama toplam sağkalım, ortalama progresyonsuz, 5 yıllık progresyonsuz ve 5 yıllık sağkalım sürelerini ve oranlarını hesaplamışlardır. Buna göre ortalama toplam sağkalım, kombine delesyona sahip Grade 2 ODG‟lerde 156 ay, delesyonsuz Grade 2 ODG‟lerde 133 ay, kombine delesyona sahip Grade 2 OA‟larda 140 ay ve delesyona sahip olmayan Grade 2 OA‟larda ise 87 ay olarak belirlenmiştir. Ortalama progresyonsuz sağkalım ise, kombine delesyona sahip Grade 2 ODG‟lerde 96, delesyonsuz Grade 2 ODG‟lerde 84, kombine delesyonlu Grade 2 OA‟larda 97, delesyonsuz Grade 2 OA‟larda ise 40 ay olarak hesaplanmıştır. 5 yıllık progresyonsuz sağkalım, kodelesyona sahip Grade 2 ODG‟lerde % 80, delesyonsuz Grade 2 ODG‟lerde % 62, kodelesyonu olan Grade 2 OA‟larda % 78, delesyonu olmayan Grade 2 OA‟larda % 36 olarak belirlenmiştir. 5 yıllık toplam sağkalımın ise kodelesyona sahip Grade 2 ODG‟lerde % 96, delesyonu olmayan Grade 2 ODG‟lerde % 71, kodelesyona sahip Grade 2 OA‟lardda % 90, delesyonu olmayan Grade 2 OA‟larda ise % 60 olduğu belirtilmiştir. Ortalama progresyonsuz sağkalım, 5 yıllık toplam sağkalım, 5 yıllık progresyonsuz sağkalım sürelerinin karşılaştırılmasında ise Lebrun C ve arkadaşlarının 2007 yılında yaptıkları bir çalışmada34, kodelesyona sahip olgularla delesyonsuz olgular arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Fontaine ve arkadaşlarının 2008 yılında yaptıkları bir çalışmada da113, kodelesyona sahip olguların 5 yıllık yaşam sürelerinin delesyona sahip olmayanlara göre % 50 daha fazla olduğu belirtilmiştir.

Parkinson JF ve arkadaşlarının 2011 yılında yaptıkları bir çalışmada ise tek bir merkezde 20 yıl boyunca tedavi edilmiş 105 ODG‟li hastanın verileri değerlendirilmiştir. Buna göre ortalama yaşam süresinin kodelesyonlu olgularda. 9 yıl, buna karşın delesyonu olmayan olgularda ise 2 yıl olduğu belirtilmiştir.

Her ne kadar çalışmamızda yeterli olgu sayısına ulaşılamadığından, karşılaştırılan parametreler açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar elde edilememiş olsada, yapılan tüm çalışmalar göstermiştir ki, 1p ve 19q delesyonlarına sahip olgular, uygulanan spesifik tedavi rejimlerinden bağımsız olarak daha iyi prognozla ilişkilidir. Bizim çalışmamızda da kombine delesyona sahip olan olguların progresyonsuz takip ve toplam takip süreleri diğer gruplarla karşılaştırıldığında daha yüksekti. Fakat olgu sayımızın yetersizliği nedeniyle istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar elde edilemedi. Elde ettiğimiz sonuçların istatistiksel olarak anlamlı olmamasını olgu sayımızın yetersizliğine bağladık. Olgu sayımız artınca literatür ile uyumlu sonuçlar elde edeceğimiz kanaatindeyiz.

Genellikle nöbet şikayetiyle kendini gösteren düşük gradeli ve klasik ODG histopatolojisine sahip tümörlerde kombine delesyon daha sık görülür. Bu olgularda tümörün yerleşim yeri cerrahi tedaviye uygun ise cerrahi tedavi uygulanır. Cerrahi tedaviye uygun olmayan lokalizasyonda yerleşmiş tümörler ise cerrahi müdahale olmadan seri MR incelemeleri ile takip edilebilir. Herhangi bir delesyona sahip olmayanlar genellikle fokal defisit ile başvururlar, öyküde epilepsi yoktur ve daha hızlı progresyon gösterirler. Bugünkü bilgilerimiz ışığında ODG‟lerde 1p/19q delesyon durumları, gliomaların yönetiminde ve klinikopatolojik tanısında kullanışlı bir moleküler imza olmaya devam etmektedir. DSÖ‟de SSS tümörlerinin sınıflamasında histolojik ve klinik değerlendirme yanında genetik olarak da değerlendirme yapılması gerekliliğini vurgulamayı sürdürecektir. Ancak yapılacak daha ileri çalışmalarda ODG‟lerdeki 1p/19q delesyonlarının prognostik ve prediktif gücünü daha da ileriye götürecek, klinikle ilişkili diğer başka genetik değişikliklerin tanımlanması gerekecektir. Literatürde 1p/19q delesyonu olan ve tedaviye kötü cevap veren vakalar olduğu gibi, delesyona sahip olmayan ama tedaviye iyi cevap veren vakaların olması da bu ilave çalışmaların yapılması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Sonuçlar ve Öneriler

ODG ve OA‟larda 1p ve 19q delesyonlarına sahip olan olgular kemoterapiye daha iyi cevap verirler. Günümüze kadar tespit edilen bu genetik değişikliklerden başka, olguların tedaviye cevabını, toplam ve progresyonsuz sağ kalım sürelerini etkileyen, muhtemel başka genetik değişikliklerin tespit edilebilmesi için ilave çalışmalara ihtiyaç vardır.