Sosyal Medya

Tedavi ve Cerrahi Tedavi (Ameliyat)

Tedavi ve Cerrahi Tedavi (Ameliyat)

ODG‟yi de içine alan düşük gradeli glial tümörlerin tedavisi cerrahi, radyoterapi ve kemoterapiden oluşmaktadır. Bu inkürabıl tümörlerin yönetimi ise hala tartışmalıdır. 

ODG‟yi de içine alan düşük gradeli glial tümörlerin tedavisi cerrahi, radyoterapi ve kemoterapiden oluşmaktadır. Bu inkürabıl tümörlerin yönetimi ise hala tartışmalıdır. Özellikle, cerrahinin zamanı ve agresifliği, optimal radyoterapi sekansı ve kemoterapi konularında henüz bir fikir birliğine varılabilmiş değildir. Tedavi seçeneklerine karar vermede kullanılan faktörler; hastanın yaşı, başvuru semptomları, nörolojik fonksiyon ve performans durumu, tümörün lokalizasyonu ve büyüklüğü, tümörün beynin hassas ve kritik yapılarıyla (insula, perisylvian korteks, presantral gyrus, kortikospinal yolaklar, beyin sapı, basal ganglionlar, corpus callosum, optic radyasyon, vizüel korteks) olan ilişkileri, MR görüntülemede kontrast tutulumunun olup olmaması, histopatoloji ve genetik bulgulardır. Başlangıçta amaç semptomları kontrol etmek, tümör yükünü azaltmak, histolojik ve genetik tanı koymak, hayat kalitesini korumaktır. Adjuvan tedavi kararı ise yukarıda bahsedilen faktörlere göre verilir.

Asemptomatik veya sadece nöbet geçirme şikayetiyle başvuran düşük gradeli glial tümöre sahip hastaların yönetimi hala çok tartışılmaktadır ve erken cerrahi müdahalenin rekürrens oranları, malign progresyon ve sağ kalım üzerine herhangi bir etkisi olduğuna dair bir kanıtta mevcut değildir20. Tek semptomu nöbet geçirme olan, küçük tümör boyutuna sahip hastalar aralıklı MR incelemeleriyle takip edilebilirken, asemptomatik ancak orta büyüklükteki tümöre sahip hastalar içinde bekle ve gör yaklaşımı tercih edilebilir. Nöbet geçirme dışında semptomları olan, radyolojik görüntülerde kitle etkisi gözlenen hastalar için cerrahi tedavi tercih edilmelidir. Total rezeksiyon yapılabilirse eğer, daha ileri tedaviler progresyon görülünceye kadar ertelenebilir. Subtotal rezeksiyon yapılanlarda ise cerrahi sonrası RT‟yi eklemek gerekmektedir. Yinede bu düşük gradeli hastaların yönetimi mutlaka her bir hasta bireysel olarak ayrı ayrı değerlendirilerek yapılmalıdır. Günümüzde cerrahi, RT ve KT; ODG ve OA  için kanıtlanmış tedavi seçenekleridir. Ancak çok uzak olmayan bir gelecekte hastalarının tümörlerinin genetik imzaları tedavi yönetiminde rehberlik edecektir. Bu amaca ulaşabilmek için düşük Gradeli ODG tümörlerin patolojik ve moleküler profilleri daha açık şekilde tanımlanmalıdır.

Cerrahi Tedavi

ODG tümörlerin yönetiminde cerrahinin rolü son birkaç dekatda üzerinde çok fazla tartışılan bir konu olmuştur. Son çalışmalar bu tartışmaların çoğunu sonlandırmıştır ve mümkün olduğu kadar geniş eksizyonun DGGT‟de prognozu belirgin şekilde iyileştirdiğini ortaya koymuştur. Açık cerrahi stereotaksik biyopsiye göre, doğru patolojik tanı için yeterli doku örneklemesi sağlaması açısından tercih edilecek yöntem olmalıdır. Ayrıca maksimal rezeksiyon yapılması nörolojik defisit gelişme ihtimalini azaltarak, yaşam kalitesini arttırır. Total sağkalım sürelerinin total rezeksiyon yapılanlarda, yapılmayanlara göre daha uzun olduğu çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir. Ayrıca rezeksiyon miktarı, rekürrens ve tümör progresyonu üzerinde de etkilidir.10 cm3 ‟den daha fazla rezidiv tümör bırakılanların %46‟sında ortalama 54 aylık izlem süresi içinde rekürrens saptanmıştır. %100, %90-99, %50-89 ve %50‟den az rezeksiyonlarda rekürrens oranları sırasıyla %0, 14, 28 ve 37‟dir. Steryotaksik cerrahi ise, derin ve eloquent alanlarda yerleşmiş tümörlerde uygulanacak güvenli bir yöntemdir ve genellikle %5‟ten daha düşük morbidite oranıyla iyi tolere edilir. Yerleşim yeri uygun olan olgularda amaç gross total rezeksiyon olmalıdır.