Sosyal Medya

Radyoterapi Tedavisi ve Yan Etkileri

Radyoterapi Tedavisi ve Yan Etkileri

Radyoterapi Oligodendrogliom tümörlerin tedavisinde çok önemli bir parçadır. Radyoterapi‟nin zamanlaması ve dozu tartışmalı konular arasındadır. 

RT ODG tümörlerin tedavisinde çok önemli bir parçadır. RT‟nin zamanlaması ve dozu tartışmalı konular arasındadır. Postoperatif radyoterapi için optimal zamanlama, Avrupa Kanser Tedavi ve Araştırma Organizasyonunun yaptığı prospektif bir faz 3 çalışmada gösterilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada total veya subtotal rezeksiyon yapılmış 311 grade 2 gliomlu hasta, %54 gy radyasyon tedavisi ve gözlem grubu olarak iki gruba ayrılmış olup, 5 yıllık toplam sağ kalım oranlarında belirgin fark saptanmamış, fakat progresyonsuz sağ kalım oranlarında RT alan grup lehine belirgin farklılık saptanmıştır.

Diğer çalışmalarda ise radyasyon dozunun düşük gradeli gliomu olan hastalar üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Son zamanlarda yapılan retrospektif bir çalışmada 50 gy ve daha altı radyasyon dozu alanlar ile 50 gy üzerinde doz alanların sonuçları karşılaştırılmıştır ve sonuçta toplam sağ kalımın 50 gy ve üzeri radyasyon dozu alanlarda daha yüksek olduğu gösterilmiştir. İstatistiksel olarak rezeksiyon genişliği ve radyasyon dozunun toplam sağ kalım ve progresyonsuz sağ kalımı arttırdığı gösterilmiştir. Günümüzde ise RT‟nin ODG „lerde, özellikle sağlıklı, genç ve progresyon saptanmayan hastalarda progresyon veya nörolojik bozukluk gelişene kadar ertelenmesi gerektiği, elde tutulması ve saklanması gereken alternatif bir tedavi modalitesi olduğu düşünülmektedir. Total rezeksiyon uygulanamamış yaşlı hastalarda ise RT‟nin hemen uygulanması yönünde görüş birliği vardır.

Radyoterapinin Yan Etkileri

RT‟nin erken intrakranial etkileri arasında, peritümöral ödemde artış en önemli yan etkilerinden biridir. Erken gecikmiş etkileri ise RT‟ye bağlı, beraberinde RT kaynaklı ödemi olan veya olmayan geçici demyelinizasyona bağlıdır. Artmış letarji ve nörolojik fonksiyonlarda geçici kötüleşme saptanabilir ve bunlar genellikle artmış kortikosteroid dozlarına cevap verirler. RT‟ye bağlı olarak radyolojik görüntülemelerde ortaya çıkan değişiklikler,T2-sinyal değişiklikleri veya kontrast tutulumu, tümör progresyonunu taklit edebilir. Bu nedenle dikkatli bir şekilde yorumlanmalıdır. RT‟nin klasik geç etkileri tedaviden 6 ay sonra görülmeye başlar ve hastanın hayatının herhangi bir döneminde de ortaya çıkabilir. Bu etkiler RT‟nin serebral vasküler yapılar üzerinde meydana gelen değişikliklerdir ve bu etkiler serebrovasküler olay ve stroke riskini artırırlar79,80.2 yıl sonunda 50.4 gy radyoterapi alan hastalarda grade 3-5 radyasyon  nekrozu %1 iken, bu oran 64.6 gy alanlarda % 4.5 olarak bulunmuştur.

Radyonekrozlar, kontrast tutan lezyonlar olarak görülen, PET görüntülemede hipometobolik olan, kortikosteroid ve hiperbarik oksijen ile tedavi edilen lezyonlardır. Radyasyon nekrozu riskini azaltmak için radyasyon dozunun 50-54 gy arasında olması ve günlük 1.8-2.0 gy Standard dozlarda uygulanması önerilmektedir. Diffüz beyaz cevher hasarı ise en iyi T2 FLAIR kesitlerde görülür, RT sonrası görülebilir ve yürüme bozukluğu, bilişsel değişiklikler ve yorgunluk olarak kendini gösterir. Multiple skleroz gibi demyelinizan hastalıklara sahip olan hastaların şikayetlerinde RT sonrası artış görülebilir. Progresif seyirli ODG‟lerin tedavisinde kullanılan RT sonrası çocuklarda ve gençlerde malignensi görülme ihtimali de endişe verici diğer bir konudur. Bununla beraber RT, daha önce belirtildiği gibi uygun doz ve uygun fraksiyonda ve uygun tekniklerle verildiği takdirde, toksisite ihtimali azdır ayrıca yararları yan etkilerinden çok daha fazladır. Tüm bunlar göz önüne alındığında 40 yaşın altındaki hastalarda ve minimal rezidüel tümörü bulunan hastalarda RT ileride tümör progresyonunda kullanılmak üzere elde tutulabilecek bir tetkik olarak düşünülebilir.